RSS

Sekizinci Hadis/Can, Mal ve Namus Dokunulmazdır

06 Ara

Sekizinci Hadis

{فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ}.

“Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve namuslarınız birbirinize haramdır/dokunulmazdır.”

[Buhârî, İlm 37, Hacc 132, Meğâzî 77, Edeb 43…]

Can, Mal ve Namus Dokunulmazdır

Bu hadisin anahtar kavramları can, mal ve namus sözcükleridir. İslam dinine göre can, mal ve namus dokunulmazdır. Savaş ve nefsi müdafaa dışında yani kendisini öldürmeye gelen birine karşı kendisini savunurken istemeyerek meydana gelen ölüm olayı dışında, nedeni ne olursa olsun, hiç kimse, başka bir kimseyi öldürme hakkına sahip değildir. Haksız yere başkasını öldürene, hem dünyada hem ahirette ceza vardır.

İslam inancına göre haksız yere adam öldürmek büyük günahlardandır. Büyük günahlar, tövbe edilmedikçe cehennemi ebedî olarak hak ettiren veya cezanın çekilmesinden sonra cennete girmek için bir engel teşkil etmeyen günahlardır. Büyük günahlardan tövbe edildiğinde, gereken ceza çekildikten sonra, yüce Allah dilerse affeder, dilerse affetmez. Burada kişinin genel durumu, imanı, ameli, samimiyeti, Allah sevgisi ve korkusu, yaşayışı, tövbesinin kabulüne etki eden faktörlerdir.

Meşru yollardan ve helâlinden kazanılan mal da dokunulmazdır. Mal dokunulmazlığı Yüce Allah’ın insana doğuştan bahşettiği bir haktır. Hiç kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmaya veya ona tecavüz etmeye hakkı yoktur.

Eldeki malın dokunulmaz olabilmesi için o malın meşru yollardan kazanılması gerekir. Haksız yollardan elde edilen malın gerçek tasarruf sahibi, haksız yoldan kazananın değildir.

Meşru olmayan yani haram yollardan kazanılan mal, kıyamette cezayı gerektirir. Şuurlu Müslüman, elde ettiği malın nereden geldiğine, hangi yollardan kazandığına bakması, dikkat etmesi gerekir. Helâl kazanç arzusu ve hassasiyeti, mesleklerin seçimine de etki eder; kişileri meşru mesleklere ve işlere yönlendirir; böylece toplumlarda para kazanmak için kadın ticareti, zina, içki, kumar, uyuşturucu gibi gayri meşru işlere meydan verilmemiş olur. Doğru bir seçimin, hakkaniyetli bir hareketin, sosyal yaşamın daha nice alanlarına müspet olarak yansıyan yönleri vardır. Hayat, hatasız çalışan bir motora benzer. En küçük bir sapma, bir yanlışlık, bir arıza motorun diğer birimlerine yansır, sonuçta motordan beklenen randıman alınamaz veya motor tamamen bozulur. Haram kazancın da ailede çocukların karakter ve davranışlarına olumsuz yönde etki eden bir yönü vardır. Aile bireylerinin ahlâkında bariz sapmalar meydana gelir. Sonuçta huzursuzluklar başlar. Hayatın tadı kaçar, bazen hayat zindana dönüşür.

Yüce irade hayatın mutlu bir şekilde yürümesi ve hayatın cennete dönüşmesi için son derece mükemmel kurallar koymuştur. Kurallardan biri ihlâl edildiğinde hayatın gidişatında ciddi sapmalar olur ve hayat zindana, kâbusa dönüşebilir.

Namus da kutsaldır. Nikâh gibi meşru yol dışında hiç kimse başka bir kimsenin namusuna dokunma, tecavüz etme hakkına sahip değildir. Tarafların rızası ile bile olsa, nikâhsız bir ilişki, İslam inancı ve değerler sisteminde asla meşru kabul edilmemiştir.

Namus duyarlılığı doğuştan gelen fıtrî bir duygudur. Aklın gücü kullanılarak, kabul ettirme yöntemiyle bu duygu köreltilebilir veya kısmen yok edilebilir. Çünkü inancı ve kabulleri ne olursa olsun az veya çok herkes eşini kıskanır. Onu başkasıyla paylaşmak istemez. Bu duygunun canlı olması, aile bağlarının güçlü kalmasının en önemli ve en güçlü motifidir. Namus duygusu kaybedildiği oranda aile bağları ve karşılıklı sevgi de azalır. Bir an için eşlerin bu konuda son derece serbest düşündüklerini ve başkalarıyla birlikte olmada mahzur görmediklerini düşünelim. Sahip olacakları çocukların kendilerine aidiyeti konusunda zihinlerinde şüphe uyanmayacağını hiç kimse garanti edemez. Böyle bir şüphenin var olma ihtimali de çocuklara karşı sevgiyi azaltır. Çünkü çocuk sevgisi de fıtrîdir. Bununla beraber hiç kimse başkalarının çocuklarını kendi çocuğu gibi sevdiğini de iddia edemez. Başkalarının çocuklarını sevmek aklîdir, kendi çocuklarını sevmek fıtrîdir, duygusaldır. Onları düşünmeden, kendini zorlamadan, herhangi bir eğitim almadan sever. Aklıyla bu duyguyu bastırsa bile kendi çocuklarını sever ve bu duyguyu da yok edemez. Dolayısıyla namus da kutsaldır, dokunulmazdır. Aile bağlarının güçlü kalması ve neslin safiyetinin korunması için elzemdir.

Can, mal ve namus emniyeti, akıl ve din emniyetiyle beraber hukukun beş temel esaslarını teşkil eder. Aslında bu beş temel esası gözeten bir insan davranışlarında yanlış yapmaz, hukuku çiğnemez, haksızlık yapmaz, hayatını hukuk kuralları çerçevesinde idame ettirmiş olur. Şöyle ki, öyle bir hareket yapmalıyız ki, bu beş esası ihlâl etmeyecek. Başka bir ifade ile başkasının canına kastetmeyecek, malına zarar vermeyecek, namusuna halel getirmeyecek, akla zarar vermeyecek, dine zarar vermeyecek.

Bu kuralların önemini basit bir empati yöntemiyle daha kolay anlayabiliriz: Sebebi ne olursa olsun, başka birinin bizi öldürmesini, malımıza tecavüz etmesini, namusumuza göz dikmesini kabul eder miyiz?!!. Kabul etmeyeceğimize göre bu hususlara özen göstermek kendiliğinden gelir.

Başkalarının haklarına duyarlı olmak dileğiyle kalın sağlıcakla…

***

31. 08. 2007

Doç. Dr. Cemal AĞIRMAN

E-mail: cemalagirman@hotmail.com

        agirmancemal@gmail.com

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: Aralık 6, 2007 in • Hadis Yorumları

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: