RSS

Beşinci Hadis/İbadetlerin Sosyal Hayata Etkileri

06 Ara

Beşinci Hadis

 

{مَنْ لَمْ يَدَعْ قَوْلَ الزُّورِ وَالْعَمَلَ بِهِ فَلَيْسَ لِلَّهِ حَاجَةٌ فِي أَنْ يَدَعَ طَعَامَهُ وَشَرَابَهُ}‏

[Kim (oruçlu iken) yalan söylemeyi ve yalanla hareket etmeyi terk etmezse (oruç tutmasına gerek yoktur). Onun yemeyi ve içmeyi terk etmesine Allah’ın (c.c.) ihtiyacı yoktur.]

[Buhârî, Savm 8, Edeb 51]

 

 İbadetlerin Sosyal Hayata Etkileri

 “Yalan” ve “amel/eylem”, bu hadisin anahtar kavramlarıdır.

“Kavlu’z-zûr” yalan, asılsız, hakikatle ilgisi olmayan söz demektir.

Yalan ile iman ve yalan ile ibadet, birbirlerini ters yönde etkileyen unsurlardır. Bir arada bulunmaktan hoşlanmadıkları gibi, birbirlerinin varlığından da rahatsız olurlar; birbirlerini sürekli iterler.

İbadetler sadece Yüce Allah’ın zatına yönelik kulluk eylemleri olmakla beraber, onları yerine getirenlerin eylemlerini terbiye etmek, yaşam tarzlarını istikamete yönlendirmek gibi daha henüz dünyada iken sahiplerine yönelik olumlu etki ve katkıları da vardır.

İbadetler, insanların yanlış yapmalarına engel olan manevi koruyucu güçlerdir; sahiplerini tutar; yanlışa, kötülüğe, günaha düşmelerine engel olur. Örneğin biz orucu tutarken, aslında o bizi tutmaktadır. Onun için Hz. Peygamber orucu kalkana benzeterek, “oruç kalkan gibidir (sahibinin günah işlemesine, kötülük yapmasına engel olur)….” [Buhârî, Savm 2] buyurdu.

Evet, kalkan, savaş esnasında, kullananı düşmanın mermilerinden, oklarından koruduğu gibi, oruç da sahibini nefsin, şeytanın, tutkuların oklarından, tuzaklarından,  ayartmalarından ve kandırmalarından korur!…

İbadetlerin asıl amacı ‘katıksız Allah’a boyun eğme eylemleri’ olsalar da, ikinci derecedeki en önemli amaç ve etkinlikleri insanları eğitmek, eylemlerinde istikamet üzere olmalarını sağlamak, dosdoğru olmaya yöneltmektir. Nitekim her ibadetin söylem ve eylemler üzerinde eğitici ve olumlu etkileri vardır. Eğer ibadetler kişi üzerinde kötülüklerden sakınma/sakındırma anlamında olumlu bir etki bırakmıyorsa, o ibadet, amaç ve ruhuna uygun yapılmıyor demektir.

Yalan sözün ve yalanla hareket etmenin hiçbir zaman ve hiçbir yerde yeri olmadığını herkes kabul eder. Bir kaç istisna dışında, yalanın mazereti bile olmaz. Çünkü yalan, hakikate, gerçeğe aykırıdır. Bu da hakkın ihlâline, karşı tarafı yanıltmaya, maddi manevi zarar ve ziyana uğratmaya sebep olur. Çünkü yalan üzerine hiçbir şey bina edilemez; temelsiz bina kurmaya benzer. Daha duvarları yükselmeden yıkılmaya mahkûmdur.

Yalan her şeyden önce insana büyük bir saygısızlıktır. Sonuç itibariyle kimsenin başkasına ne zarar vermeye, ne de saygısızlık etmeye hakkı vardır.

Yorumlamaya çalıştığımız hadise dönecek olursak, her şeye rağmen gündelik hayatında yalanı terk etmeyen bir insan oruçlu olduğu halde hâlâ yalan söylüyor ve orucu onu tutmuyorsa, o kimse, hem orucun hem de ibadet olgusunun amacına aykırı hareket ediyor demektir. Amacına uygun gerçekleşmeyen ibadetler ise yok hükmündedir. Sahibine çok fazla bir yarar sağlamaz. Başkalarına karşı yalan konuştuğu gibi ibadetlerin yapılış amacına ters düşmekle de, bir manada Allah’a karşı yalancı durumuna düşmüş gibidir.

Bu hadis, terhîb/korkutma ve kötü eylemlerden sakındırma nitelikli bir hadistir. Dolayısıyla, “(oruçlu iken) yalanı terk etmeyenin, Allah’ın (c.c.), onun yemeyi ve içmeyi terk etmesine ihtiyacı yoktur” ifadesi, “oruçlu iken yalan söyleyenin fıkhî manada orucu kabul olmaz; yalan orucu iptal eder” anlamında değildir. “Oruçlu iken yalan konuşan bir kimse, oruç emrini yerine getirmiş olsa da, orucun sevabından mahrum olur.” demektir. Artı kazançla değil, eksik ya da sıfır kazançla gününü tamamlamış olur. Oysa oruçtan maksat, Allah’ın emrini yerine getirmek ve emri yerine getirmiş olmakla da sevap kazanmak, ahirette Allah’ın lütfüne mazhar olmaktır. Yalan konuşan kişi bu lütuftan mahrum kalır.

Hadiste yalan konuşarak tutulan orucun sevabının heba edilmemesi gerektiği yönünde bir uyarı vardır. Yalan konuşmak kötüdür, yanlıştır, günahtır; yapılan ibadetin sevabını götürür. İbadetin kabulünü engel değilse de sevabını tam almaya engeldir. Bunca emekten sonra boş elle günü tamamlamak elbette kimsenin hoşuna gitmez. Burada Hz. Peygamber’in hedefi, insanları eğitmek, ibadetlerin amacına uygun hareket etmelerini sağlamak, kârlı çıkmalarını temin etmek, ibadet bilinci kazandırmaktır.

Bir Müslüman genelde bütün ibadetlerini, özelde de orucunu bilinçli tutarsa, ibadetler ve oruç onu tutar, yanlış yapmasına ve günah işlemesine engel olur. Zaten Allah’ın bütün emirlerinin temel amaçlarından biri de insanları insanlık vasıflarına uygun eğitmek, hayatı insanca yaşamalarını sağlamaktır. Yoksa hadiste de ifade edildiği gibi Yüce Yaratıcının hiç kimsenin namazına ve orucuna ya da aç ve susuz kalmasına ihtiyacı yoktur. Hiç kimse Allah’a yönelik yaptığı ibadetten Allah’ın ona minnet duyacağını beklememeli. Kuşkusuz ibadetler sahipleri içindir.

Bütün bu gerçeklere rağmen insan neden yalan konuşur; neden bile bile yanlış yapar, neden bile bile günah işler? Zararına olduğunu bildiği birçok şeyi bile bile neden yapar dersiniz? Bazen bir türlü kendimize hâkim olamadığımız, bile bile hatalar, yanlışlar yaptığımız olur. Sizce bunun sebebi nedir?…

Cevap aslında çok basit. Biz zannederiz ki insan hep aklıyla hareket eder. Siz de öyle zannediyorsunuz, değil mi? Peki, doktorlar sigaranın, içkinin bütün bilimsel bulgu ve delilleriyle sağlığa zararlı olduğunu ve zararının boyutlarını bildikleri halde neden sigara ve içki içerler dersiniz? Demek ki insan her zaman aklıyla hareket etmiyor/edemiyor. Bazen duygularıyla, bazen nefsiyle, bazen de alışkanlıklar sonucu aklı devre dışı bırakan tutkularıyla hareket eder.

Akıl bir at, sahibi de ona binen bir atlıya benzer. Atı güden sahibi değil, sahibine hâkim olan ve atın yularını tutan egemen güçlerdir. Hangisi güçlü ise atı o yönlendirir. İman güçlü ise, atı yani aklı iman yönlendirir ve akıl, imanın gereklerine göre hareket eder. Nefsin isteklerine uyulur, her dediği yapılır ve güçlendirilirse, atı nefis yönlendirir, yuları o ele alır. Artık atın sahibi nefsin elinde bir oyuncaktır. Asla ata hükmedemez.

Nefis zayıfken sahibi ona söz dinletebilir; ama bir güçlendi mi, artık ona söz dinletemez. Nefsin isteklerine sürekli boyun eğilirse, o istekler alışkanlık halini alır; sonra tutkuya dönüşür; artık ata egemen olan alışkanlıklar, tutkulardır. O zaman ibadetler de fayda veremez duruma gelir. Akıl sahibi insana düşen, buna meydan vermemesidir.

Peki, akla nasıl hükmedilir? İşte ibadetlerin etkinliği de buradadır. İbadetlerinde samimi olan bir insanın imanı güçlenir. İman güçlenince de akıl nefsin isteklerini değil, imanın gereklerini yerine getirir.

Sonuç: İbadetler karşılıksız kulluk eylemi olmakla beraber, insanı eğiten fonksiyonel etkileri inkâr edilemez. İbadetler, insanın Allah’a yönelik saf duygu ve amaçlarının ölçüldüğü eylemler olmakla beraber, onun bütün hayatına yön veren etkileri ve etkinlikleri vardır. Örneğin, ibadetini Allah için yapanlar, aynı zamanda kötülük yapmamalıdırlar, yalan söylememelidirler, başkalarına kötülük yapmamaya özen göstermelidirler. Hakkına razı olmalı ve başkalarının hakkına saygılı olmalıdırlar. İbadet emri yerine getirilirken yasak çiğnenmemelidir. Bu, aynı makamdan gelen iki emirden birine uyma, diğerini ihlâl etmek demektir ki, bu da bir çelişkidir.

İbadetler kötülüklere engeldir. Ancak bu engel, bilinçli bir engeldir. Bir yandan oruç tutarken bir yandan haram işlenmez. Bir yandan namaz kılarken bir yandan ticarette hile yapılmaz, yalan söylenmez, haram kazanç elde edilmez, içki içilmez, sokağa tükürülmez. Başkasına zarar veren, hak ihlâli içeren hiçbir eylemde bulunulmaz. En azından bulunmamaya azami dikkat edilir…

Kalın sağlıcakla!….

***

 

06. 06. 2007

Doç. Dr. Cemal AĞIRMAN

E-mail: cemalagirman@hotmail.com

        agirmancemal@gmail.com

About these ads
 
Yorum yapın

Yazan: Aralık 6, 2007 in • Hadis Yorumları

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: